Bu sabah uyandığımda her zamankinden farklı olarak, düşüncelerim kısa bir süreliğine de olsa, zaman boşluğunda asılı kaldı. Aynaya yüzümü yıkamak için vardığımda gördüm kendimi. Benden ayrı bir ben vardı karşımda. Yüzü traşlıydı ve benden daha genç gösteriyordu. Gözlerinin içindeki parıltıyı görebiliyordum. Yaşam sevinci elindekilere şükredebilme olgunluğuyla birleşmiş olacak ki dudaklarındaki gülümsemeyi saklayamıyordu. Bir an önce yüzümü yıkayıp aynadaki benliğimden kurtulmak istedim. Havluya silerken süzülen damlaları miskin adımlarla oturma odasına doğru yöneldim. Bir ben daha! Büyük bir keyifle kahvaltısını yapan, ne zaman aşık olacağım diye düşüncesi içinde olmayan, huzurla eş anlamlı bir yüz ifadesi olan bir adam vardı karşımda. İrkildim! Uyanamadığımı düşündüm en başta, birçok kez ovuşturdum gözlerimi ama faydasızdı. Koşaradım üzerimi değiştirdim. Anneme sıkı sıkı sarılıp evden çıktıktan sonra, boşlukta asılı duran düşüncelerimin ayakları yere basmaya başlamıştı. Yine bir yığın hayal kurulmak için bekliyordu. Otobüs durağına vardığımda reklam panosunun camekanında gördüm bir kez daha kendimi. Yorgun, sakalları uzamış, yüzünde gülümseme belirtisi olmayan korkunç bir ben duruyordu karşımda. İşte o an farkettim sabah uyandığımdan beri aslında gördüğüm benliklerin savrulmuş birer parçam olduğunu. Nasıl da uzaklaşıyormuş meğer insan kendinden. Nasıl da zamanın her bir sayısına bölünebiliyormuş farkına bile varmadan. Oysaki biraz mutlu olma arzusu vardı içimde. Sonra bir daha dönüp baktım da kendime, bana benden başka birşey kalmamış. Akşam olunca birer birer topladım yorgunluktan zayıf düşmüş hayallerimi. Tüm benliğimle bir bütün halinde girdim yatağıma. Uyandığımda vakit kaybetmeden yaşayabilmek için... Volkan Vardar by vardarious



December 25, 2014 at 07:15AM

No comments: